Çocuğunuza ‘Hayır’ diyebiliyor musunuz?

Akşam işten çıkıp, okula uğrayıp çocuğunuzu aldınız. Eve giderken markete girdiniz, o anda çocuğunuz bir şey istedi, ‘Hayır’ dediniz. Tekrar istedi,  ‘Hayır’ dediniz. Ağlamaya başladı. Çevreyi rahatsız ettiği için huzursuz oldunuz ama almak istemiyorsunuz. Çevredeki insanlar size bakıyor, sonunda iyice sinirlenip, kızgınlıkla istediği şeyi alıp verdiniz ve çocuğunuz sustu.

Sabah her zamanki hızlı temponuz içerisinde çocuğunuzu hazırladınız, kahvaltısını yaptırdınız artık arabaya binip hızlıca okula, oradan işe yetişmek zorundasınız, zaten geç kaldınız. Arabaya geldiniz çocuğunuz ağlamaya başladı. Arabada çocuk koltuğuna oturmak istemiyor, bağırıyor, ağlıyor, tepiniyor. Geç kaldınız, zaten sabahları ondan ayrılmak size de zor geliyor, ağlamasına dayanamıyorsunuz ve çocuğunuzu ön koltuğa oturtup direksiyonun başına geçtiniz.

Ya da, çocuğunuzu normal bir şekilde okula getirdiniz, tam öğretmenlerine teslim edeceksiniz. Size sarılıp ağlamaya başlıyor, sizden ayrılmak istemiyor. İstediğinin yerine gelmesi için bağırmanın şiddetini arttırıyor ve siz ayrılmakta zorlanıyorsunuz.

Aslında bu örnekleri uzatmak o kadar kolay ki, hepinizin buna benzer birçok yaşadığı durum vardır.     

Burada iki tip aileden söz etmek istiyorum.  Otoritenin anne-baba’da olduğu aileler ki bunlarda çocuğun söz hakkı yoktur. Bir de çocuk merkezli aileler var, anne – baba sorun çıkmasın diye kendi istek ve ihtiyaçlarını yok sayıp, çocuğun istek ve ihtiyaçlarını ön planda tutarlar.   

Her iki aile tipinde de sağlıklı bir ilişki söz konusu değildir. Günümüzde ikinci tip, Çocukların isteklerini ön planda tutan aileler daha yaygın olarak görülmektedir.

Çocuklar, yaşlarına göre istediklerini elde etmekle ilgili çeşitli yöntemler geliştirirler. Herhangi bir çatışma durumunda aile önce ‘hayır’ der ve çocuk da yaşına uygun yöntemleri kullanmaya başlar ve aile bir yerde pes eder. Başlangıçta ‘hayır’ denmişken çocuk kararlı ve ısrarlı davranınca aile yenilir, sonunda çocuğun dediği olur. Aile öfke duyar, bu şekilde ilişkiler ve anne-babalık yorucu bir hal alır.

Böyle bir durumda kendinize şunları sordunuz mu?

Çocuk ne istiyor?

Gerçekten hayır denmesi gereken bir şey mi, yoksa evet de denilebilir mi?

Çocuğun elde etme yöntemi nedir? Akla uygun ikna yöntemleri kullanıp aileyi gerçekten ikna mı ediyor yoksa olumsuz davranışlar sergileyip aileyi pes mi ettiriyor?

Ailenin “hayır” a direnmesi için koşullar uygun mu?

Gelin, neler yapabiliriz onlara bir bakalım;

1-Eğer ‘Evet’ diyeceksek, hiç hayır kullanmadan çocuğun ihtiyacını karşılamalıyız. Böylelikle hem çatışma yaşamamış olursunuz, hem de ‘hayır’ konusundaki kredinizden harcama yapmazsınız.

2- Sürekli “hayır” duyan çocuk, çeşitli yöntemler geliştirmeye devam edecek, yeni çatışma alanları yaratacaktır.

3-Eğer çocuğunuzun isteklerini elde etme yöntemi uygunsa; akla uygun ikna yöntemleri kullanıp, sizi ikna ediyorsa ama gerçekten ikna oluyorsanız, bunu ona söyleyin.  “Çok akıllıca bir çözüm önerip beni ikna ettin, aferin…” ya da “ben bunu hiç düşünmemiştim haklısın…” gibi cümleler kurun. Bu durumda çocuğunuz,  isteklerini doğru bir biçimde dile getirmeyi öğrenecektir.

4-Eğer çocuğunuz isteklerini olumsuz davranışlar sergileyerek dile getiriyorsa (bağırma-ağlama-tehdit v.s.), işte bu noktada ailenin duruşu çok önemli. Mutlaka öncelikle çocuğun bu tavırlarıyla neler kazandığına bakmak lazım. Çocuklar bazen olumsuz davranışlar sergileyerek bazı kazançlar elde ederler. Bu kazançlar bazen birincil kazançlardır, bazen de ikincil kazançlardır. Örneğin, çocuk çikolata için ağlar, aile kararlı davrandığını sanır, çikolata vermez. Ama çocuk ağlamasın diye ona şeker verir veya susarsan seni parka götüreceğim der. Bu durumda da ağlayan çocuk birincil olmasa da ikincil kazançlar elde etmiştir. Hem birincil hem de ikincil kazançlar ortadan kaldırılsa, çocuğun olumsuz davranışlarının kısa sürede yok olduğunu görürüz.

  Unutmayın, çocuğunuz kazanç elde edemeyince, olumsuz davranışlarının işe yaramadığını öğrenecektir.

5-Eğer, çocuğunuzun direncine karşı koyamayacak ve sonunda pes edecekseniz, mutlaka baştan evet deyin. Kaybedeceğiniz çatışmaya asla girmeyin. Ama, izin verdiğinizi söyleyin ki izin vermiyorum dediğiniz zaman etkili olabilesiniz.

6-Eğer “hayır” diyorsanız da bunu gerçekten kastedin ve kararlı bir şekilde “hayır”ınızın arkasında durun.

  “Hayır”ınızın arkasında durursanız, çocuğunuz “hayır”ın anlamını öğrenecek ve bu bilgi hayatta onun çok işine yarayacaktır.

                          …………………………………………………

Yukarıda, arabada çocuk koltuğuna oturmak istemeyen, bunun  için ağlayan ve buna dayanamayan anne ya da babanın çocuğunu ön koltuğa oturtarak trafiğe çıktıklarının örneğini verdim. Geçen hafta içerisinde bana danışan bir ebeveyn’in anlattığını size aktardım. Konuşmamda kendilerine de belirttiğim gibi burada da aktarmakta fayda olduğunu düşünüyorum.  Bütün çocuklar için en güvenli yer, arkadaki çocuk koltuğudur. Bu koltuklarda oturan çocukların, olası kazalarda %30 oranında daha güvenli seyahat ettikleri bilimsel olarak kanıtlanmıştır. “Gideceğim yer zaten çok yakın” diyerek çocuklarınızın yaşamını tehlikeye atmayın. Onlar bizim en değerli varlıklarımız, bunu unutmayın.

Psikolog, Tülay Ünlüevcek